Hiç sevmiyorum burada olmamasını…

Neyse ki çok sık olmuyor. Genelde bir iş gezisine gittiği zaman sabaha karşı ilk uçakla gidip gece ben uyumadan dönüyor ama bu sefer bir gece kalacak. Aslında fena değil, diye düşünmeye çalışıyorum. Ece uyuduktan sonra, benim istediğim, O’nun sevmeyeceği, kızsal bir film izleyebilirim, açıklama yapmam gerekmeden abur cubur yiyebilirim – bana karışıyor gibi bir durum da yok aslında, genelde beraber yiyoruz, hatta, ama böyle daha da iğrençleşebiliyorum:) – yatağın ortasında uyuyabilirim, falan diyorum ama sonuç olarak bunların hiçbirini yapamadığım, bana hiç zevk vermeyen akşamlar oluyor, olmadığı akşamlar. Bir kere, Ece’nin her türlü – oynama, hazırlama, uyutma, yatağına götürme, vs.- işini ben yalnız yaptığım için, çoğu zaman canım çıkıyor ve günü, henüz seyredecek birşey bulamadan koltukta uyuyakalarak tamamlıyorum. Uyuyakalmadan önce, ‘Ne seyretsem?’ diye düşünecek biraz zamanım olursa da artık kızsal film izleme dönemimin geride kaldığını, seyretmekten zevk aldığım dizilerin, beraber takip ettiğimiz diziler olduğınu – kızlar, unutturmayın, size bir ara bugünlerde hangi dizileri izlediğimizi yazayim, siz bunu okurken hala IMDb olursa arayıp bakarsınız, anne-babanızın nasıl şeyler izlemekten hoşlandığına; bu arada, artık olmaması ihtimaline karşı, IMDb’nin ne olduğuna da yazmak gerek:)- beraber takip ettiğimiz ve her bölüm üzerinde tartıştığımız için benim tek seyretmemin eşeklik olacağını farkediyorum. Çirkinleşecek seviyede olmasa da genelde abur cubur yeme kısmını yapıyorum- bugün yapmadım ama- gece 11’den sonra Nutella kaşıklamışlığım var, mesela – bir ara size nutella’yı da anlatayım, umarım hala vardır, hayatın en büyük zevklerinden biri kendisi:). Ama şimdi düşünüyorum da, ben istediğimi söylesem, canım kocam Nutella kavanozunu ve iki kaşık getirirdi, kavanozun dibini beraber görürdük, heralde. Yatağın ortasında rahat rahat uyuma kısmı ise en beceremediğim oluyor. Çünkü geceleri yalnız korkuyorum – Ece, bebeğim, tabi ki yalnız değilim, sen içerde uyuyorsun şu anda, ama aynı şey değil, anlıyorsundur sen -. Evin her yerinden sesler duyuyorum, korkmamak için normalde açmayacağım ışıkları gece boyunca açık bırakıyorum, bu sefer de çok aydınlık oluyor, ‘ya Nilşen, saçmalama, kızım.’diyorum, sinir oluyorum kendime, falan filan. Normalde koltukta uyuyakalarak başlayan gece uykularım sabaha kadar deliksiz sürerken şu aralar hamileliğin etkisiyle her gece uyanıp minimum iki saat cin gibi yatakta dönmekteyim, şu anda da bu, yatakta dönme evresindeyim, mesela; bu gece seansları da gece korkma meselesine pek yardımcı olmuyor, takdir edersiniz ki. Ayrıca farkediyorum ki, ben yalnız da olsam yatağın kendime ait kısmında uyuyorum. İstisnasız her defasında, O’nun burada benimle uyumasını, bu koca yatakta tek başıma uyumaya tercih edeceğimi farkediyorum.
Sabah olmak üzere, birazdan tekrar uyuyakalırım, Ece’nin koşarak yanıma yatmasıyla uyanırım, birlikte kahvaltı, oyun, aktivite falan derken gün çabucak biter ve kocam çabucak gelir. Hayatı paylaşmak böyle birşey işte, onsuz olduğun anda herşey daha yorucu, sıkıcı, ürkütücü ve eksik oluyor. 13 seneden sonra hala böyle hissedebilmek süper birşey, çok şanslı bir insanım ben.
Neyse, artık uyuyabilirim…

Yorum bırakın