Ilık bir tatil günü…

Bugün günlerden çarşamba. Hava çok güzel, o kadar ki şu anda bir kafenin bahçesinde, Boğaz’a karşı oturmuş limonata içerek yazabiliyorum bu yazıyı. Şubat tatilindeyim; uyuyorum, arkadaşlarımla buluşuyorum, kitap okuyorum, kızlarımı mıncıklıyorum, bir de Ece’yi yazdırdığım Sabancı Müzesi’ndeki bir heykel&resim kursunun kızım için ne kadar doğru ve faydalı olduğunu görüp sevindirik oluyorum🤓. Grubundaki bir çocuğun sıkıntıdan patladığı için ağlamaklı olduğu bu heykel&resim kursu, benim doğuştan sanatçı kızım için, bayıldığı, birşeyler öğrendiği ve çok zevk aldığı bir eğitim fırsatı oldu. Bundan iki ay kadar önce okulda Görsel Sanatlar dersinde yaptığı yeni yıl temalı resimle, başka bir okuldaki bir resim yarışmasında mansiyon ödülü aldı ve her zaman çok sevdiğini hissettirdiği çizme boyama konularında tahminimizden daha iddialı ve yetenekli olabileceğini, okuldışı aktivite seçimlerimizi sanattan yana yapmamızda fayda olduğunu fark ettirdi bize. O kadar zevkle anlatıyor ki yaptıklarını bundan sonra bu tarz atölyeleri hiç kaçırmama kararı aldım.
Geçen haftayı Almanya’nın Avusturya sınırına yakın Oberjoch denen bir kayak merkezinde geçirdik. Dostum, Çiko & Defne Toprak ailesi de bizimleydi, çok eğlenceli bir tatil yaptık. Lalinellamız dahil hepimiz kaydık, uyuduk, yedik, içtik, yüzdük, oynadık; dört dörtlük bir tatil oldu. Bu yıla çok iyi başladık, tüm yıl böyle geçer, umarım.
Sabancı Müzesi’ndeki Müzedechanga isimli bu kafede oturup kızımı beklerken yazıyorum bu yazıyı. Şimdi yazmayı bırakıp kitabım ‘Konstantiniyye
Oteli’ni okumaya devam etme zamanı…