Sürekli en uygun zamanı kolluyorum bişeyler yazmak için. Uzun uzun yazacak zamanım olsun, düşüncelerimi taparlayayım önce diyorum. Tabi sonuç böyle oluyor, böyle bir zaman yaratamıyorum bir türlü ve bir de bakıyorum ki aylardır hiçbirşey yazmamışım. Oysa ki bu aylar hayatımda en çok şeyin olduğu zamanlar belki de.
Özetle:
yaklaşık 14 aydır sürmekte olan evhanımlığı dönemim 2 hafta sonra sona eriyor. Önümüzdeki sene de öğretmenlik yapmamak gibi bir düşüncem oldu kısa bir süre için, fakat daha bu konuyu değerlendirmeye fırsat bulamadan, daha Lal yeni doğmuşken tesadüfler sonucu tanıştığım arkadaşımın vasıtasıyla başvurduğum ve görüştüğüm Eyüboğlu Kemerburgaz Okulu’yla anlaştım. Çok memnunum, iyi bir çalışma deneyimi olacağını hissediyorum.
Ece için Şişli Terakki Okulu’nu seçtik. Hem oturmuş ve köklü bir okul, hem de modern eğitim modellerini başarıyla uyguluyorlar. Çok içimize sinerek aldığımız bir karardı ama okulun evimize oldukça uzak olması gibi bir sorun var. 45 dakika-1 saat arası sürecek gibi görünüyor yol. Bu sene Ece’nin ne kadar zorlandığına bağlı olarak ev değiştirmeyi bile düşünebiliriz.
Abimler Zekeriyaköy’e taşındı. Hayatımızı kökten değiştiren bir olay oldu bu. Artık 15 dakika mesafede oturuyoruz, geçerken birbirimize uğrayabiliyoruz, haftaiçi görüşebiliyoruz, evlerinin süper bahçesinde uzun uzun ve sık sık birlikte oynama fırsatı buluyor kızlarımız. Kocaman aile ortamını ben de ilk defa kızlarımla birlikte yaşayabiliyorum ve çok çok güzel bişey bu.
Lal nerdeyse 7 aylık oldu. Haftadan haftaya kişilik değiştiren bir varlığın son 4 ayını özetlemek çok zor tabi ama deneyeceğim:) ilk dört ay süt anne bile olmama yetecek kadar çok olan sütüm 4 aylıkken anjin olmam ve iki hafta su bile içememem sonucu bir anda azaldı ve yaptığım, yiyip içtiğim hiçbirşey artmasını sağlamadı. Mamaya başlamamın üzerinden üç ay geçti ve ben hala Lal’e mama hazırlarken, hatta marketten mama alırken kendimi çok kötü hissediyorum. Beni emmeye de devam ediyor, ayrıca iki aydır sebze meyve, yoğurt, bebe bisküvisi vs.de girdi beslenmesine. Sütüm çok azaldı artık, çalışmaya başladıktan sonra daha da azalır diye tahmin ediyorum, Ece’yi 1 yaşına kadar emzirmiştim, Lal’in 8.ayı bile bulacağını sanmıyorum. Ve gerçekten üzgünüm bunun için, elimden birşey gelmiyor maalesef.
Lal dünyanın en tatlı, en uyumlu, en güleryüzlü, en uykucu bebeği, bu arada. Çok tombik, mıncıklanmaya hiçbir şikayeti yok, gördüğü herkese anında gülümsüyor, iki aydır gece uykusuna 8’de yatıp sabah 6:30’a kadar kesintisiz uyuyor. Mütevazi olamayacağım, dünya tatlısı bir insan daha yaptık:) Ayrıca, Lal bana çok benziyor. (Lal, bebeğim, bunu okuduğunda kaç yaşında olacaksın bilmiyorum ama, umarım hala bana şu andaki kadar çok benziyorsundur. Ece dünya güzeli, bakmaya doyamıyorum ve gülüşünü herkes bana benzetiyor ama bana çok benzeyen bir çocuğum olmasının zevkini Lal’de tadıyorum.) şimdiden Fethiye’ye, Almanya’ya Çikoların yanına ve Antalya’ya tatile gitti Lal. İlk uçak deneyimi çok tatsızdı, uçuş boyunca ağladı, fakat sonrakilerde kuzu gibiydi aşkoşum. İki gün sonra da abimlerle birlikte Bodrum’a gidiyoruz.
Ece’nin abla olma olayını tamamen sorunsuz, hasarsız, büyük bir başarıyla ve hatta Ece’nin daha da mutlu bir insan olmasıyla atlattığımızı rahatlıkla söyleyebilirim. Zaten çok sevdiği kardeşi her geçen gün daha çok tepki vermeye, Ece’nin komikliklerine daha çok gülmeye ve Ece’nin verdiği oyuncaklarla oynamaya başladıkça ilişkileri daha da güçleniyor. Zaten hiçbir endişem yoktu Ece’nin kardeşini çok kıskanacağı, mutsuz olacağı konusunda, ama kardeşi O sevemeden uyuduğu için üzülüp ağlaması, sabah uyanır uyanmaz kardeşini sevmeye koşması, uzaktayken durup durup kardeşini özlediğini söylemesi ve öncesinden de daha mutlu ve neşeli bir insan olması sürpriz oldu, açıkçası:) Kendisiyle ne kadar gurur duyduğumu anlatamam.
Kocam çok yoğun çalışıyor bu aralar. Kendisi genelde çok yoğun ama dönem dönem, şimdiki gibi daha da ağır oluyor iş yükü. Ece’ye çılgınca düşkün olduğu için ikinci kızımızla ilişkisinin nasıl gelişeceğini merak ediyordum, Serkan’ın Lal’e yavaş yavaş aşık oluşunu izledim son aylarda. Lal de birkaç aya kalmaz ablası ve kuzenleri gibi babasına aşık olur ve Serkan’ın aşkı da katlanarak artar. Tabi bu durum babasının ilk göz ağrısına olan zaafını asla etkilemiyor, Ecemizin yeri ayrı, ama anladık ki, birkaç çocuğumuz daha olsa hepsini ayrı ayrı delice sevebilecek kapasitedeyiz. Başka çocuk yapmayıp bu ikisini delice sevmeye devam etmek niyetinde olduğumuzu belirtmekte de fayda var:)
Son 14 ay olağanüstü güzel ve hızlı geçti. Sabah yürüyüşlerim, öğleden sonra uykularım, boğazda kahvaltı edip kitap okumalarım, yatağımda dizi seyretmelerim, bebişimi uzun uzun günün her saatinde sevmelerim paha biçilmezdi hiç şüphesiz, ve bunların hepsinin çok eksikliğini çekeceğimi biliyorum, ama bu dönem bana gösterdi ki ben bir ev hanımı değilim. Sürekli evde olmak, sabah hazırlanıp işe gitmemek bana göre değil. Günümü ne kadar güzel geçirirsem geçireyim günün sonunda kendimi verimsiz ve biraz da işe yaramaz hissettim sürekli. Her anlamda dinlendiğim bir dönem oldu, ama sona ermek üzere olduğu için mutluyum. Öğrencilerimi ve öğretmeyi çok özledim. Ama birkaç hafta sonra ‘yanılmışım, ben meğer bir evhanımıymışım, sabah yürüyüşlerimi, gündüz uykularımı, günün her saati bebişimi mıncıklamayı çoook özledim.’yazarsam beni kınamayın, tamam mı?:))
Ülkenin bir yılı aşkın bir süredir geçtiği ve yakın zamanda sona erecek gibi görünmeyen zor dönemi saymazsak hayat çok güzel ve herşey yolunda biz Mekikler için. Maaşallah diyip bu yazıma burada son veriyorum…